Online Devil

"Devil May Cry da şu anda" "kişi online"

27 Haziran 2011 Pazartesi

THE GRYPHON RIDER 13

VINCENT'LA KONUŞMA


Justin, Vincent ve elf askerlerden oluşan grup adeta bir ölüm sessizliği içerisinde ilerliyorlardı. Ara sıra elf askerler arasındaki şakalaşmalar olmasa grubun ormanlardan geçmekte olduğunu kimse fark edemezdi. Justin hayatının en büyük hatasını yaptığını düşünürken kılıçlarıyla oynuyordu. Vincent belirli periyotlarla arkasına dönüp umursamaz bir tavırla Justin’i ve elf askerleri kontrol ediyordu. Bir şeyler bekler gibi yaptığı bu hareketler Justin' in dikkatini çekmemişti. Çünkü o sırada sıkıntıdan patlamak üzereydi.

Sıkıcı yolculuk sonunda sona ermişti; grup Sunadillo ormanının sonunda demirlemiş olan Nornad adlı elf gemisine ulaşmıştı. Geminin kaptanı Ronark adında yarı elf yarı insan bir melezdi. Kaptan olmak için genç bir görünümü vardı. Kocaman bir gülümsemeyle yolcularını karşılıyordu. Justin aradığı sıcaklığı sonunda bulmuştu saatlerdir tek kelime bile etmeden elflerle yol alıyordu ve daha Vincent dışında hiç birinin isim bilmiyordu. Savaş alanında tek başına olacağını anlayan Justin en azından Hitokiri’ ye güvenmek istiyordu.

Vincent kendisi için ayrılan kamaraya giderken askerlerde kamaraların önünde ve geminin stratjik notalarında şimdiden konumlarını almışlardı. Justin ise yeni tanışmış olduğu kaptan Ronark’ la av maceralarını paylaşıyordu. Yolcularının gelmesinin ardından kaptan Ronark’ ın emriyle Nornad Madernok adasına doğru tam yol ilerlemeye başladı. Kaptanla uzun süren bir sohbet ve akşam yemeğinin ardından Justin elf konağının ve Elanesse’in olduğu yöne doğru uzun uzun baktı. İçerisini kaplayan hüzünden kendini alamıyordu. Biraz olsun rahatlamak için gökyüzüne doğru baktı orada bir yerlerde Hitokiri’ nin kanat çırpmakta olduğunu biliyordu.

Bu sırada Hitokiri çoktan Madernok adasına ulaşmış ve ormanın içerisinde kendisine geçici bir sığınak hazırlamıştı. Kıyıda gördüğü korsan gürühu onu endişelendirse de şu anda bir tehdit oluşturmuyorlardı. Avladığı bir tavşanı midesine indiren Hitokiri yüz üstü bıraktığı sürüsünü düşünse de yeni dostuyla maceraya atılmaktan memnun bir şekilde hazırladığı yuvada dinlenmeye çekildi.

Hava kararmaya başlamıştı Justin hala güvertede gökyüzünü seyrediyor Mendre’ deki insanlarını Sunadillo’ da bıraktığı elf kızını düşünüyordu. O sırada Vincent sessiz bir şekilde Justin’ in yanında bitmişti. Soğuk tavırları ve ukalalığının yarattığı imajdan beklenmeyen sıcak bir gülümsemeyle Justine bakıyordu ve yine sessizliği bozan Vincent oldu. “Onu seviyorsun değil mi ? ” diye sordu Justin’ e beklemediği bir adamdan beklenmedik zamanda gelen bu soruyla şaşkına dönen Justin Vincent’ ın eline bir koz vermemek ve olayı anlamak için “Kimi ?” diye sordu. “Prenses Elanesse” dedi muzip bir gülümsemeyle Vincent. Biraz utanmış bir vaziyette “Her kurtardığım kıza aşık olmayacak kadar onurlu bir savaşçıyım.” dedi. Sesli bir kahkaha atan Vincent çok eğlenmişe benziyordu. Bir anda ciddileşerek “Onu sevdiğin belli onurlu savaşçı ve eğer hayatta kalmak istiyorsan sana şimdilik kral Melonon' a dikkat etmeni ve Sunadillo' ya geri dönebilirsen Elanesse' ı sonsuza kadar unutmanı öneririm.” dedi ve reverans yaparak kamarasına çekildi.

Justin yıldızlara bakarken; Vincent’ ın amacının ne olduğunu ve Justin’ in gayet iyi anlaştığı kralı neden kötülediğini anlamaya çalışıyordu. Kamarasına çekilen Justin yatağında kendisine çok iyi davranan Melonon’ u ve güzeller güzeli kızını düşündü. Ve Vincent’ ın ne demek istediğini anlayamadı. Sonunda her şeyi boş verip yarının ona getireceklerini görmek için uykuya daldı.

Bir elf atasözü der ki : “Aya pençeleriyle ulaşmaya çalışan bir köpeğin ulaşacağı tek yer ayın sudaki yansımasıdır.”

26 Haziran 2011 Pazar

THE GRYPHON RIDER 12

GARİP BİR GÖREV


Sabahın ilk ışıklarıyla hazırlıklarına başlayan Justin çok az uyumuştu, artık hazırdı ve kapısını çalacak olan hizmetçiyi bekliyordu. Justin’in bu bekleyişi fazla uzun sürmedi. Kralın baş hizmetkarlarından olan Elentar kapıyı çaldı ve içeri girdi. Masanın üzerine kraliyet mührüyle mühürlenmiş bir parşömen bırakıp kahvaltının hazır olduğunu söyledi ve reverans yaparak odadan çıktı. Justin Elentar odadan çıkar çıkmaz hemen parşömene sarıldı ve hızla okudu. Özellikle kraliyet mührünün hemen altında Melanon’a ait olan notu tekrar tekrar okudu. “ Bu görevi kabul etmenize ben kral Melonon ve kızım Elanesse çok müteşekkiriz. Başarıyla görevi tamamlamanızı dilerim.”

Justin Elanesse’in adının geçtiği notu tekrar tekrar okuyup sonunda hazırladığı çantasına koydu. Okuduğu kadarıyla görev o kadarda zor gözükmüyordu. Klasik bir bebek bakıcılığı göreviydi. Kralın oğluyla birlikte tahtta hak iddia edebilecek tek insan olan prens Vincent’ı yolculuğu sırasında yirmi elflik koruma birliğiyle beraber koruyacaktı. Justin bu görevin formalite icabı olduğunu anlamıştı. Kral kızını kurtaran adama minnettar kalmış ve kolay yoldan para kazanması için böyle bir yola baş vurmuştu. Ya da en azından Justin böyle düşünüyordu. En azından birazdan tanışıcağı prens Vincent’ ın iyi bir elf olmasını diledi.

Kahvaltı masasındaki yerini çoktan almış olan Vincent soğuk bir selamla karşıladı Justin’i gayet gizemli bir kişiliği vardı. Diğer elflerin aksine güzel yüzünü ve ince hatlara sahip bedenini sergilemiyordu. Yüzünün yarısını örten kırmızı bir pelerin giymişti ve alnınıda kırmızı bir bantla örtmüştü. Kahvaltı masasında bile belindeki usta işi iki hançeri ve içinde renkli sıvılar olan iksir şişelerini çıkarmıyordu. Ve etrafını derin bir şüpheyle süzüyordu. Justin hal ve hareketlerinden Vincent’ın pek de korunmaya ihtiyacı olmadığı sonucunu çıkarmıştı.

Kral Melonon’un oğlu Tramanon tahtın yasal varisi konumundaydı ancak Vincent istediği zaman tahttan hak iddia edebilcek bir konumdaydı; çünkü direkt olarak büyük kral Armadillo’nun kanından geliyordu.

Justin tekin olmayan bir prens ve yirmi kişilik bir elf birliğiyle beraber havadaki Hitokiri’nin gözetiminde Sunadillo ormanından ayrılıp daha önce hiç görmediği Madernok adası ve ordan da Tramazon çayırına gidiyordu.

Tanışmanın ardından Justin odasına eşyalarını almak için gidiyordu ki baş hizmetkar Elentar kucağında ince elf işçiliği bir zırh ve iki kılıçla çıkageldi. Justin gereksiz görmeye başladığı göreve böyle bir zırh ve güzel kılıçların eşlik edeceğini görünce o kadarda kötü olamaz dedi içinden. Zırhı giyen ve kılıçlarını kınına yerleştiren Justin çantasını da alıp salona doğru harekete geçti.

Salonda Vincent ve yirmi asker hazır bir durumda bekliyorlardı yine en sona Justin kalmıştı ve bu artık sinirlerini bozmaya başlamıştı. Kral Melonon ve kızı Elanesse onları yolcu etmek için salondaki yerlerini almıştı. Justin birkez daha Elanesse doğru baktı elf kızı Justin’in aptal bakışlarına sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdi. Justin zırhının içinde gerçek bir kral gibi görünüyordu ancak bunun pek de farkında değildi. Hatta Vincent' tan daha çok bir elf prensine benziyordu. Alkışlar çığlıklar ve kutlamalar eşliğinde Justin prens Vincent ve yirmi elften oluşan grup onları Madernok adasına götürecek gemiye doğru harekete geçtiler. Justin'in aklındaki tek düşünceyse Elanesse'in gülümsemesiydi.

Ulu griffon Hoenheim'ın sözüdür. "Bir elfe ve sürü dışından herhangi birine güvenmeniz ölümünüzle eşdeğerdir."

THE GRYPHON RIDER 11

ELF KONAĞI



Sunadillo konağının kapılarından sorgusuz sualsiz geçişlerine hala saşırmakta olan Justin'in şaşkınlığı Elanesse'ı görenlerin saygıyla eğilmesiyle iyice artıyordu. Tam dayanamayıp kafasındaki soruları sormaya hazırlanan Justin üzerinde kraliyet arması bulunan kapıların Elanesse'ın önünde açılmasıyla iki kat şok oldu ve onun kralın bir yakını olduğu kanısına vardı beklemeye devam etti. Beklediği cevaplar Lord Melonon'un gelişiyle önüne serilmişti.

Elanesse sekizinci elf kralı Lord Melonon'un kızı ve elflerin prensesiydi. Bu gerçeği öğrenen Justin büyük bir şok daha yaşadı. Ancak tabi ki bunu kimseye hissettirmemeye çalışıyordu. Ogrelerin elinden kurtardığı kızın prenses olduğunu öğrenen Justin bir anda kendisini Elanesse'ın yanında değersiz bir kolcu gibi hissetti. Fakat unuttuğu bir nokta vardı şu anda kendisi insan ırkının kayıp prensiydi. Bunu kendisine hatırlatarak teselli bulmaya çalıştı ancak hiç bir zaman prens gibi davranmamış biri için bu pek de kolay değildi.

Justin ve Elanesse kraliyet salonuna gelip Elanesse olanları anlattığında başta Lord Melenon ve vasfını bilmediği birçok elf Justin'e teşekkürlerini iletti. Gerçek kahramanın kim olduğunu bilen Justin sahte kahraman olarak pek sevinemiyordu. Bugün yaşadığı en garip günler listesinde başı çekerdi. Lord Melonon kendinden emin duruşu ve tok sesiyle bu gece kızını kurtaran adam Justin'in şerefine bir şölen düzenleneceği emrini verdi. Hizmetkarları büyük bir telaş sardı ve kraliyet salonunu terkettiler. Olayların gelişiminden memnun olan Justin ise Elanesse'ı daha fazla göreceği için mutluluk duyuyordu.

Akşama kadar kendisine tahsis edilen odasından elf yapılarını ve talim yapan savaşçılarını izledi akşam olduğunda kendisine getirilen kıyafetleri giyerek salona inen Justin Melonon'un yanında oturmakta olan elf kızına bakarken hissettiği duygunun aşk olduğunu o hariç salondaki herkes anlamıştı. Melonon karısı Melena'nın ölümünden sonra kızına karşı aşırı korumacı olmuştu. Ve yıllar Melenon'un baba sevgisinden çok koruma duygusunu geliştirmişti bazen bu koruma dürtüsü korkutucu boyutlara varabiliyordu. Justin'in salona girerken ki bakışı Melonon'un da gözünden kaçmamıştı ve Justin’den nefret etmesine yetmişti bile. Justin hiç bir şeyden habersiz şölende eğlenirken kurnaz kral Melenon çoktan kafasında Justin'den kurtulma planları yapmaya başlamıştı.

Melonon hemen bu gece planını başlatacaktı. Şölen dağılmak üzereyken Justin'e doğru çarpık bir gülümsemeyle ilerleyen Melonon: "Kızım Elanesse'ı kurtararak cesaretini kanıtladın genç savaşçı sana sonsuzadek minnettarız eğer kabul edersen sana bir görev vermek isterim." dedi. Melonon'un samimiyetinden bir an bile şüphelenmeyen Justin "Vereceğiniz görevi yerine getirmekten onur duyarım lordum."diyerek ne olduğunu bile bilmediği görevi kabul etti. Melonon Justin'e yarın sabah uşaklarından birinin gelip ona görevini açıklıyacağını bu gece iyi dinlenmesini söyleyerek odasına çekildi.

Geceyi uykusuz geçiren Justin yarın kendisine verilecek görev yerine Elanesse'i düşünmekten kendini alıkoyamıyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde kanatlı dostu Hitokiri'yi bulmak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken Hitokiri ani bir hareketle Justinin arkasında bitti.

Hitokiri'ye heyecanla yarın alacağı görevi anlatan Justin kanatlı dostunun onun kadar heyecanlı olmadığını görünce şaşırdı ve belkide elflerle olan geçmişinden dolayıdır dedi. Ancak Hitokiri'nin sorduğu soruyla aklı başına geldi. "Görevin ne olduğunu bilmeden mi kabul ettin? ne kadar ustaca seni daha akıllı biri sanmıştım Justin.". Kızını kurtardığı kraldan çok da zor bir görev beklemeyen Justin Hitokri'yi yarın bilmediği göreve hazır olması için uyararak görevi nasıl olsa yarın sabah öğreneceğim diyerek odasının yolunu tuttu.

Cüce bilgelerinin sözüdür: "Çekicini kırmak istemiyorsan ne olduğunu bilmediğin cevhere vurma."